LeftRight

BİR MODERN KADIN SENDROMU OLARAK SHITSAW* FACE

LamaYaşam

Mağaza kapısını açtığında sormadan karşı yönden senden önce içeri dalan,

Koca cipini sürerken, elinde cep telefonu, ağzında sakız daracık sokaklarda bile yayaya yol vermeyen,

Kuaförde başka kimse okuyamasın diye tüm dergileri önüne alan,

Hizmet sektöründe çalışan her görevliye Kunta Kinte muamelesi yapan,

Hemcinslerini öküz gibi süzmeyi sabah günaydın demeye, göz göze gelince tebessüm etmeye tercih eden,

Ama eşzamanlı olarak, farkındalık temalı bir özdeyiş görünce kendini Buddha ile özdeşleştirebilen,

Sen bir hizmet alırken asla sırasını beklemeyip aradan soru soran,

Garsonların yüzüne bakmadan sipariş veren kadınlarla karşılaşıyorsan,

İstanbul’un yaşam standartları yüksek bir semtindesin demektir. Hayırlı olsun.

Gerçekten çok düşündürücü; bu kadınların refah içindeki hayatlarıyla ters orantılı olarak yüzlerine yansıyan memnuniyetsizlik ve gerginlik hali… Sanki gözlüklerinin camları etraftaki objeleri bok olarak yansıtıyor gözlerine. Bu özgüven eksikliğinin altında dolgu maddesi ve botoks zehirinden gayrı ne yatıyor? Neden bireysel bir yarışmacının sahip olduğu rekabet hırsından daha yırtıcı hemcinslerine duydukları tanımlanamaz gerilmeler?

Az okumaktan, çok bakınmaktan. Bakınmaktan ama görmemekten. Çok konuşmaktan ama bir şey ifade etmemekten. Şairin dediği gibi; “Düşünmeyip arzulamaktan. Bir böcek gibi!”

Shitsaw: Bok görmüş

 

çabuk çiz

KADININ KADINA ETTİĞİ!

LamaPlaza Hayatı

kadının kadına ettiğiBebek Café Nero’dayım. Buranın bahçesinin yan tarafla enteresan bir olayı var, yandaki kafenin bahçesinde oturan insanlarla aranda kafes tellerden örülü bir sınır ile ayrılıyorsun. O da olmasa bayağı sırt sırtasın. Dolayısıyla sohbetler birbirinin ağzının içinde gerçekleşiyor. Sen de suratları görmeden günah çıkarma seansındaki papaz gibi başlıyorsun sorunlu hayatları dinlemeye.

Bu aralar free-lance çalışmanın dip doruklarına vurduğum için serbest saatlerde kadın sohbetlerini çaktırmadan dinlemekten, kulağım Midas’ın kulaklarına döndü yemin ederim.  Sabah 9’dan itibaren gün içerisinde çeşitli kadın grupları ağırlıyorlar kafeler. Pek azı neşeli, geneli dertli…

Mesela şu anda iş yerindeki halledemedikleri, işe dair bir sorunu dışarda bir kahve içerek çözmeye karar veren iki kadında sırt sırta vermiş vaziyetteyim. Yönetici olan caps lock’lu kadın diğer zavallının suratına doğru bitmez tükenmez bir mastürbasyon seansında. Bir cümlenin içerisinde daha ne kadar “BEN” diyebilir, hatta sadece BEN diyerek bir cümle kurulabilir mi, şu an onun sınırlarını zorlamakta. …devamı

BEBEK SAHİLİNDE HASET TURLARI

EğlenceLamaYaşam

Dog-Barking-at-Katie-Perry-While-Jogging--89124Yazın vücudumuzu cömertçe sergilerken, ele güne mahçup olmamak için başladı sahilde yürüyüş turlarımız. Benim istikamet genelde Arnavutköy-Bebek-Rumelihisarı. Yaklaşık 10 km’lik bir podyum. Bir pazar yeri. Cirque de Soleil’in yüz ve kalçaya yoğunlaşmış versiyonu… Hemcinslerinizin sizi sınadığı bir insan süzme platformu,

Peki ne yapmak lazım bu yaklaşık bir saatlik serüvenin hakkını vermek için?

SÜZ SENİ SÜZENİ: Süzen de süzsün seni, sen süzmeszen seni süzeni, süzen de süzmez seni. Bir numaralı kural bu. O kalabalıkta var olmak istiyorsan; hemcinslerinin seni bakışları ile tepeden tırnağa eleştirmesine izin vermeli, sen de karşıdan gelenin en az bir noktasına odaklanmalısın. Bu beyaz Türk kadının temel içgüdüsüdür. İşte bu yüzdendir ki çoğu zaman cool’luk değil de kulluk ederler gelene gidene…

MUMU ÜFLEYEREK SÖNDÜR Kİ BİR DENİZCİ ÖLSÜN: Sahilde yürürken orada başka insanların başka şeyler yapabileceklerini kesinlikle kabullenme. Balıkçılara her an şaşır, sinirlen. Ne demek olta atmak için oltayı geriden germek? Bunu kabul etme.  Gözlerini devir. Onlar atışını yaparken asabice bekle. Esvaplarına, kutu biralarına pis pis bak.  Fosforlu Nike yağmurluğunun ışıltısı ile kör et onları.

…devamı

AFEDERSİN VEJETARYEN

gulenkizYaşam

vejetaryenJonathan Safran Foer, Hayvan Yemek isimli kitabının ilk 10 sayfasında filan, et severler tarafından öldürülmemek için adeta yalvarıyor, vejetaryen olduğu için özür üstüne özür diliyor. Adam iyi edebiyatçı sonuçta, 10 sayfa boyunca kendi deneyimlerini ve öğrendiklerini aktarma isteğinin asla ve kat’a okuyuculara bir vejetaryenlik tavsiyesi olmadığını evirip çevirip değişik cümlelerle her paragrafta işliyor. Adam biliyor tabii, kim bilir ne cenderelere girmiş sayısız. Özünde söylediği “Etle dövülmekten bıktım, yeminle bir şey demiyorum, illa yiyecem diyorsan ye, kesinlikle bir şey demiyorum ben, yoo yoo!”

Vejetaryenlerin ortak çilesidir bu, vejetaryen kişinin et yemiyor olmasını kendisinden daha çok dert eden insanlar olması. Dilinizdeki tüylere kast eder bu insanlar. Anlat, göster dinlemezler. Çok zordur, hayvanların kesilip yani öldürülüp sofrana getirilmesini istemediğini anlatmak. Protein lazım derler, başka yerde var dersin, inanmazlar. Bugün ben vejetaryenliğime karşı fikir olarak SOYADA GDO VAR diyenini görmüş insanım, bakın manşetten girdim haberi. Arkadaşım, sen beni bu kadar düşünüyor, iyiliğimi istiyorsan eve temizliğe yardıma gel, bak yetişemiyorum yerleri silsem pencereler kalıyor. Vaktim yok diyorsan para ver, ver 150 lira ver param yok. Ne derdin var benim sebzemle, dünyanın en faydalı yiyeceği olan spirulinamla? Evet, yosun yiyorum ben. Dünyanın en faydalı yosununu yiyorum. Proteinin harman olduğu yer spirulina. …devamı

SÜS HAVUZU ANNELERİ

Anne & ÇocukTaze Gebe

Anne terörünün baş gösterdiği açık hava kafelerinden birinde oturuyorum. Çocuk, yelling momyapmak istemediği bir şey için utandığını söylüyor, anne “Haydi, utanılacak bir şey yok, sen utanmazsın!” diye konuyu uzaktan zorluyor. Bu nezle görmemiş sesli bağırmalarına, çocukların süs havuzu etrafında rahat oynayamamaları için elinden geleni ardına koymamak da dahil. Ne sen oturup rahat bir şey içebiliyorsun, ne çocuklar oyunlarını oynayabiliyorlar, ne de ben yazı yazabiliyorum! Çocuğun bir de ablası var yanında, yavrular bulmuşlar bir oyun bırak işte; yok önünü kapat, yok o suyu elleme… Çocuk “Ellemedim” diyince de “Elledin gördüm, sonra da saçına sürdün!” diye çocuğun üzerine gitmek!! Bu insanlarla aynı havayı soluyoruz hey gidi…

Sonra o çocuklar aynı okullara gitsin, bizler göçelim, onlar kalsın, toplum yine oradan buradan travmalı çocuklarla dolsun taşsın. Zaten eminim çocuk haftanın 5 günü senden uzakta; okulda, bakıcıda, şurada burada, birlikte olduğunuz tek hafta sonunu uzaktan bağırarak geçiriyorsun! Arada “Babamıza” telefon edip haykırman ve şimdi de “BABANIZ GELDİ, GİDİYORUZ!” diye oynayan yavruları paketlemek. İşte gittin, rüzgar gibi geçtin, her kimsen.

Derken, bir tanesi daha “ ÜSTÜNÜ ISLATMA!” diyerek geldi. Yahu arkadaş, ne havuzmuş; tüm anneler “Elini sokma!” diye aparkatta, yemin ederim şimdi çırılçıplak soyunup atlayacağım o havuza… Bir kere de bir şey deme, üşenme de yanına fazladan iki kıyafet al veya evinin huzurlu ortamından çıkma a kadınım. Söyle sen mutlu oldun mu, bu deli adamı unuttun mu, di mi ama?

KAHROLSUN BAĞZI EV ALETLERİ

EğlencegulenkizLamaYaşam

çamaşır makinasıBULAŞIK MAKİNESİ: Evin en efendi aletidir. Harul hurul yıkarken bile içinden birşey almanıza ses çıkarmaz. Çalışırken kapağı açtığınızda ufak bir sessizlik olur, terbiyeli bir şekilde bekler, kapağı tekrar kapadığınızda bunlar hiç yaşanmamışçasına “hazadada hazadada” çalışmaya devam eder.

ÇAMAŞIR MAKİNESİ: Büyük o….pudur. Evin gizli patronudur. Çünkü çalışmadığı taktirde sizi dev bir eziyetin beklediğini bilir, ve ona göre kurallarını koyar. Hele çalışırken içinden birşey alın!  İşi yetkili servise kadar götürür. Eşyalarınızı sıkar büker, 9 aylık bebek elbisesine çevirir, yine de sesinizi çıkaramazsınız. Servis çağırsanız minimum 300 TL’den kapı açılacağından kuralları o koyar, siz değil. …devamı

Değer Deniz

Lama

 

İyi müzik yaparsın, bu idealin için yıllarca çabalarsın. Hobini işin yapar, inat eder, eğitimini görür, sertifikanı alır aslanlar gibi paranı kazanırsın. Cihangir’de kendine minik bir ev tutar, hayatının iplerini elinde sımsıkı tutarsın. Sonra rezil kadın cinayetlerinin bir parçası olursun. İlmek ilmek ördüğün hayatını elinden alırlar bir şarj kablosuyla. Ananın, babanın , seni evde bulan kardeşcağızının ciğeri yanar acıdan. Dostların perişan olurlar.

Sonra 3 kuruşluk gazetelerde otelde çalışan masöz, şarkıcı, kiralık odada yaşayan bir kadın olarak alttan alttan yaftalanırsın. Kadın olduğun için. Bu yalan dünyaya sapasağlam bir kız çocuğu olarak, minicik ellerinle sıkıca tutunduğun için…

İnsan hayatına verilen değer yaptığın işlerle yargılanır. Bu da kadın olduğun için. O boktan gazetelerin altına yorum yazar ciğeri beş para etmez insanlar… “Masaj terapisti neymiş?”, “ Aaa otelde şarkıcıymış” diye.

Bu paçavralar yüzünden her kadın 5 dakikalığına rezil edilir hayatında. Yaşarken yetmez, ölürken de…

Biz de insanlığımızdan utanalım onlar adına hep beraber, 5 dakikalığına değil, nefes aldığımız her an.

YE İÇ SEVİŞ DOĞUR BAĞIRTTIR

Anne & ÇocukLama

Ne tuhaftır ki bu ortalarda çocuğunu bas bas bağırttırma olayı İstanbul’un yaşam kalitesinin düşük olduğu yerlerde daha yüksek seviyede olması gerekirken, tam tersi, lüks semtlerinde giderek daha da fazlalaşıyor.

Çünkü bu gelir düzeyi yüksek kesimlerde yaşayan anne babalar, bir kez döllerini dünyaya saldılar mı, bu üstün başarıları sayesinde her şeye hakları olduklarını zannediyorlar.

Çünkü bu ebeveynlerin işleri başlarından aşkın ve “zekası süper gelişmiş çocukları” kendilerine aldıkları pahalı hediyelerle orayı burayı talan ederken, apartman bahçelerine sonradan ekledikleri havuzlarında bağrış çağrış oynayıp milletin kafasını bellerken, onlar akıllı telefonlarında akıllı e-mailler yazıyorlar. …devamı

BİR TERS KÖŞE VURUŞÇUSU: ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ

Aşk & MeşkLama

Son yıllarda kişisel gelişimin anlam ve öneminin hızla artması ile ortalarda evliya gibi gezen kadınlar ve onların Hz. Mevlana’dan apardıkları affedicilik temalı sosyal medya açıklamaları ile dolmuşken, karşımıza son derece sahici biri olarak çıktı Özge Özpirinçci.

Bir kadının kalbinin ve egosunun tecrübe etmesine can dayanmayacağı, üstelik sıradan vatandaştan farklı olarak ağzına burnuna dayatılan mikrofonlar arasında zor bir ayrılık süreci yaşadı kendisi. Türk aleminin Eros’u, Engin Altan Düzyatan ile nikah masasına ha oturdu oturacak derken, Düzyatan’ın gönlünü kendisinin tam da tersi profilinde bir hemcinsine kaptırmasıyla bizim bile yüreklerimiz cız etti. …devamı

KİM DAHA YABANCI? BAKICI MI; EBEVEYN Mİ?

Anne & ÇocukTaze Gebe

Şu bakıcı dünyasına empatiyle yaklaşayım, yok dur yazmayayım diyorum, daha yazacak zilyon konu var, olmuyor. Uzun süren yazı yazmama arama “bebeliyim, öyleyse daha çok varım” duruşumla geri dönüyorum.

İstanbul ‘un biraz dışından, siteler dünyasından sesleniyorum. Vaziyetler onu gerektirdi, neredeyse 1 yaşına kadar yavrumuza sevdiceğimle beraber baktık. Sonrasında adamım avlanmaya şehre gidince, ben yavrumuzla ev ve periferi hudutlarda kaldım.

Çalışma hayatından hem yavrulu hem de evsel hayata geçmek bayağı çetrefilli oldu yalan yok; fakat bir insan yavrusunun büyümesine tanık olmak gibisi de yok.

Yazıma dev empati gözlükleriyle devam etmek istiyorum, çünkü tüm enerjini isteyen bir canavarla günü geçirmek hiç kolay değil ve herkes de bin bir türlü hallerden geçiyor, vesaire, vesaire…

Fakaat bakıcı seçimlerinde biraz daha mı ülke içi kaynaklara yönelsek nedir bu Türki Cumhuriyetler istilası? …devamı